29 Kasım 2007 Perşembe

OYLAR SARUHAN ' A :))

Sevgili Kuzenim Çiğdem (nam-ı diğer ÇİDOŞ)bugün bana küçük oğlu Saruhan
için milliyet gazatesinin yarışmasına fotoğraf gönderdiğini ve Saruhan ın kazanabilmesi için oy vermem gerektiğini iletti bende bunu hemen paylaşmam gerekli diye düşündüm arkadaşlar sizde oy verir misiniz biricik yeğenim yarışmadan galip gelsin :))Hadi Bakalım pamuk eller SARUHAN ASA için internete :))


Oy kullanabilmek için yandaki YARIŞMA linkinee tıklayın ---->>
Şimdiden Saruhan adına Teşekkürler...

28 Kasım 2007 Çarşamba

KARİZMA MI?

Gerçek manada "karizma"dan bahsedecekseniz, bakin size karizma nasil olur gösteriyor sahsen kendisi....
Dikkat !!!! Bu masada, 32 Kral, 62 Cumhurbaskani oturuyor.Ilk anda gozunuz kimi goruyor?..

20 Kasım 2007 Salı

MİMLENDİM...

Sevgili Esrarengiz beni mimlemiş ama ben buaralar hep ölüm haberleri,doğum haberleri derken çok sarsıldığım bir dönemden geçtiğim için uzun bir aradan sonra ancak dönebildim blog alemine madem mimlendik artık
bende Sevgili Abimin ölüm yıldönümü olduğu için aşağıdaki şiiri ona hitaf ediyorum
ve oyunbozanlık olmazsa ben bukez kimseyi mimlemeden pas geçiyorum :)

Öylesine önemli bir sırsın ki,
yalnızca gölgemin bildiği.
Öylesine derinlerdesin ki,
Yalnızca gönlümün yetişebildiği.
Öylesine önemli bir bilmecesin ki,
adını bile anmadığım.
Öylesine özelsin ki,
Yalnızca rüyalarımda sakladığım.
Öylesine masumsun ki,
dokunmaya kıyamadığım.
Öylesine bir candın ki,
Sarılırken bile hasretimdin.

Tüm bu düşündüklerim için
hasret kaldığım karagözlerinden öperim

19 Kasım 2007 Pazartesi

Hayat Güzeldir...

Uzun bir aradan sonra Hayata kaldığımız yerden devam edebilme fırsatını yakaladık çoook üzüldüğümüz zamanlar geçirdik

Ancak Hayata bir yerden başlamak gerekti …
Bizde öyle yaptık
Ne de olsa

“Hayat her şeye rağmen Güzeldir”

Çok sevdiğimiz arkadaşımız Arzu’nun doğum günü yaklaşmıştı ve biz hafta sonuna tüm grup arkadaşlarımızı bir araya getirip Arzu’ya hoş bir sürpriz yapma kararı aldık. Biz mutlu olduk Umarım Arzu’yu da mutlu edebilmişizdir.




Ayrıca tüm bu güzel yiyecekleri hazırlayan sevgili bayan arkadaşlarım Arzu, Nesrin, Seher, Neriman ve Meral’e ellerine sağlık diyorum ve bu yiyecekleri itinayla yeme inceliği göstersen beyler Mustafa Abi, Serdar, Ali ve sevgili eşim Rafet’e katkılarından dolayı teşekkürler
Ayrıca yeni bebekleri olduğu için aramızda olamayan Sevgin ve Ogeday ‘a da sevgiler
Teşekkürler




Canım arkadaşım doğum günün tekrar kutlu olsun nice mutlu yıllaraaaaaaaaaaaaa
Bir sonraki toplantıda görüşmek üzere



22 Ekim 2007 Pazartesi

ONUR ARTIK YOK...




Bu kadar acı haberler üzerine işte bir yenisi daha eklendi
Dün gece gelen mesajdan sonra bir kez daha soğuk yüzünü gösterdi ölüm
Ama üzülmüyorum belki de kurtuluş mucizesi budur

Eşimin hüznü ise ufacık mesajındaki sözlerde gizli


“Merhaba;
Onur un artık ne maddi nede manevi desteğe ihityacı var. O artık cennette.. ona verdiğimiz kanlar, paralar ve aldığımız hediyeler helal olsun.

Geçen hafta Kadriye Abladan şu mesaj gelmişti telefonuma " Ablacım nasılsın Onur yoğun bakımda kötü" yüreğim parçalandı göz göre göre gidiyordu çocuk.
Dün gece saat 01:49 da telefonuma mesaj geldi uyandım. Hayır, olsun dedim ama olmadı.
“Selamünaleyküm ONUR u kaybettik bu hayata veda etti. " yazıyordu annesinden gelen mesajda. Bugün İnegöl de öğle namazını müteakip defnedilecek. Onu çok sevmiştim çok…...
Tanıyan arkadaşlara duyurulur.

Rafet ERSOY

Allah küçük ONUR’un anne-babasına ve sevenlerine sabırlar versin…

21 Ekim 2007 Pazar

...







Istiklal Marsi
Korkma, sönmez bu safaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yildizidir, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayim çehreni ey nazli hilal!
Kahraman irkima bir gül! ne bu siddet bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarimiz sonra helal,
Hakkidir, Hak'ka tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yasadim, hür yasarim.
Hangi çilgin bana zincir vuracakmis? Sasarim;
Kükremis sel gibiyim, bendimi çigner asarim;
Yirtarim daglari, enginlere sigmam, tasarim.

Garbin afakini sarmissa çelik zirhli duvar,
Benim iman dolu gögsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasil böyle bir imani bogar.
"Medeniyet!" dedigin tek disi kalmis canavar?

Arkadas! Yurduma alçaklari ugratma sakin!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasizca akin.
Dogacaktir sana vaadettigi günler Hak'kin;
Kim bilir, belki yarin, belki yarindan da yakin.

Bastigin yerleri "toprak" diyerek geçme, tani!
Düsün altindaki binlerce kefensiz yatani.
Sen sehit oglusun, incitme, yaziktir atani;
Verme, dünyalari alsan da bu cennet vatani.

Kim bu cennet vatanin ugruna olmaz ki feda?
Süheda fiskiracak, topragi siksan süheda!
Cani, canani, bütün varimi alsin da Hüda,
Etmesin tek vatanimdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden ilahi, sudur ancak emeli;
Degmesin mabedimin gögsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar ki sahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecdile bin secde eder varsa tasim;
Her cerihamdan, ilahi, bosanip kanli yasim,
Fiskirir ruh-i mücerret gibi yerden nasim;
O zaman yükselerek arsa deger belki basim!

Dalgalan sen de safaklar gibi ey sanli hilal;
Olsun artik dökülen kanlarimin hepsi helal!
Ebediyen sana yok, irkima yok izmihlal.
Hakkidir, hür yasamis bayragimin hürriyet;
Hakkidir, Hak'ka tapan milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

19 Ekim 2007 Cuma

Sözün Bittiği Yer...



“Söz gümüşse sükût altındır”
Derler ya
Ne kadar doğru bir söz anladım bugün ..

Bazen insanın söyleyecek lafı olamaması aslında çok kötü ancak bazı yer ve durumlarda ise bir şey söylememek birçok şey anlatmakla eşdeğermiş meğerse…

Bugünlerde yine küçük bir kız çocuğunun ağlayacağı kadar ağladığım ve çok üzüldüğüm haberler aldığımı farkettim çevremde önce bayram dönüşü adaşımın annesinin sağlık sorununun ciddi olması ve bayramdan birkaç gün sonrada bizim için büyük anlam taşıyan ufak Onur’un yoğun bakıma alınmasıyla hüznüm daha da arttı.

Sanki Dünya artık küçülüyor ya da beni büyütüyordu bunun kararını veremedim henüz …
Ancak bildiğim bir gerçek var ki!
Her biten yaprağın yerine yenisi filizleniyor
Hayat devam ediyor bize düşen görevse var olabildiğimiz kadar yanında, sağında, solunda, arkasında olmak…

8 Ekim 2007 Pazartesi

dualarınız kabul olsun...



Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi.

Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi

Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin

5 Ekim 2007 Cuma

bir iftar anısı daha...

...
Aslında ben mutsuzsam yada bir nedenden uykum kaçmışsa kelimeleri biraraya toplayıp yazabildiğimi kelime dağarcığımın yettiği kadar yazarda yazarım
Şimdi farklı birşey oldu ve içimden geldi diye yazıyorum sizin için
bundanda haz alıyorum sizinde okuyacağınızı bilmek beni dahada mutlu ediyor

Belkide planlanmadan yapılan ; güzel zaman geçirebilmek için biraraya gelmeyi istemek planlanan bir çok zamana göre daha zevkli geçiyor bunu öğrendim bu gece

Hayatımda farklı heyecanlar var araba kullanmaya başlamamdan tutunda,yeni insanlar tanımaya ve hayatımda zaten daha öncede var olanlarla birlikte zaman geçirmeye dek herşeyi ilgilendiriyor bu yazı
Öncelikle bu akşam harika vakit geçirmemizde emeği geçen arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler,seni yeni tanıdık ama çok tatlısın demekten kendimi alamıyorum eee bu kadar pozitif bir insanın hayatında olması büyük etkendir heralde sanada çoookk teşekkürler

Aslında yazacak çok şey var ama baştada dediğim gibi daha uykum kaçmadı ki daha fazla yazayım daha süslü cümleler kullanayım size ama bir yada iki cümleyle özetleyecek olursam eğer;

Sıkıcı bir işgününün ardından,muzipliklerle başlayan iftar akşamımız şenşakrak birgeceye dönüştü ,kahkahalar havalarda uçtu,yakaladık hepsini teker teker ruhumuza depoladık lazım olduğunda yerinden çıkarıp kullanacağız..

Sanırım bu resimdede benim nedemeye çalıştığımı siz çoooooooooook iyi anlayacaksınız

Tatlı rüyalar size

...

3 Ekim 2007 Çarşamba

ASLINDA YETİYOR BİZE

Başımı yastığa koyuyorum gözümün önünde bir sürü yalnızlık senaryoları yalnız değilim aslında ama arada bir düşüyorum bu tuzağa

“ya bir gün yalnız kalırsam”

Düşünmeden edemiyorum

Yapılan en basit işlerde bile yalnız kalmayı sevmiyorum
Diyelim ki yalnızsam yemek bile yemek gelmez içimden

Yada kafamı taktığım şeylere değmez belki hiçbirzaman ufak tefek şeylerdir onlar bazen
Beni bu denli düşündüren ve daha sonrasında bazı düşüncelerimi değiştiren daha pozitif olmamı sağlayan hikayede olsa inançlı bir şekilde okumamı sağlayan anonim bir hikaye okudum onu sizinle de paylaşacağım..

Bakın ne kadarda yalın aslında insan hayatı ne kadarda güzel olabiliyor istendiğinde
İşte hikaye

Mut'un bir dag koyunde dostlarla birlikte gezerken yasli bir kari
kocayigordum.. Baktim bir kanepenin uzerinde oturuyorlar... Iyice
yaklastigimda tezekten yapilmis evlerinin bahcesinde oturduklari kanepenin
bir tarafinintamamen kirik oldugunu, kanepenin saglam tarafina sıkısarak
oturduklarinive sohbet ettiklerini anladim.Yuzlerinde bir tebessum vardi..
Evin halinden ve kari kocanin kilik kiyafetinden maddi durumlarinin
hiciyi olmadigi ve yenibir kanepe alacak guclerinin olmadigi hemen
anlasiliyordu...Selamlastiktan sonra, 'Kanepe kirilmis' dedim... Yasli adam
buyuk bir bilgelikle cevap verdi, ' Biz de saglam tarafina oturuyoruz...
Yetiyorbize..'Kadin da tamamladi, ' He ya yetiyor bize bak ne guzel
oturuyoruz'Sevdigimin elini daha sıkı sıkı tuttum... Oyle ya,' Ask bu
kanepe neden kirik, neden yeni bir kanepe almiyoruz' diyedirdir etmek,
sIkayet etmek yerine, 'Kanepenin saglam tarafini paylasmak'degil
midir?...Ve iste ekte yer alan bu fotogafi buyuterek evimin en gorunur
yerine astim...

İyiki Varsın...




1 Ekim 2007 Pazartesi

3 ELMA





Diyelim ki gökten 3elma düştü
Hadi birini ben yedim diğer ikisi ?
Yok yok yalnız yemedim düşündüm ki sevgili arkadaşlarımızla yiyelim gökten düştüğünü varsaydığımız o elmaları

Ailemin hayatta kalan tek çocuğu olmama rağmen, bazı duyguları küçük bir çocukken tek başıma tatmama rağmen ben çok iyi bilirim paylaşmayı

Hani bellidir ya perşembenin gelişi Çarşamba dan bu kes cumartesinin gelişi belliydi perşembeden
Çünkü Cuma ve cumartesi misafirlerimiz olacaktı hazırlıklarım ve düzenlemelerimin hemen hepsi mükemmel olmalıydı
Ayrıca içimde farklı başka heyecanlarda vardı öyle ki sanki benimle yürüyor, benimle nefes alıyor, kısacası benimle hareket ediyordu.
Cumartesi her zamanki gibi çalışma saati ile başladı ve öğlen saatine kadar sürdü ardından misafirlerimle eve gittik
Ufak tefek hazırlıklarımızı yaptıktan sonra gitar eşliğinde birkaç saat zaman geçirdik
Tabi bu arada sunum hazırlayan sevgili arkadaşımız ve yardımda bulunan diğer sevgili arkadaşımızın
“yeter artık başımız şişti”
demelerine hiiiiiiiiiçç aldırmadık

İftar vakti geldi çattı …

3elma geldi masaya kimimiz elmayı tatlı yedi, kimimiz mayhoş, kimimiz kahkayla, kimimiz kalorisiz ama önemli olan
Paylaşmaktı
O heyecanla
Masaya konan olsa da 3elma

Tekrar aramızda olmanızı diliyoruz…

25 Eylül 2007 Salı

Bebek Büyüdü...





Daha mercimek tanesi kadardın bir eylül 24 sonbahar sabahında
hoşgeldin dedik sana
şimdi çok mutluyuz bir doğumgününü daha birlikte kutlamaktan yıllar sonra yine hep böyle gülen gözlerle hatırla bizi bu resimlere baktığında

İyi ki doğdun herkesin birtanesi iyi ki bizim sinemimizsin





Kırmızı pabuçları duruyor başucunda
Başı düşmüş yastığa uyuyor mışıl mışıl
E bebeğim e
Minik minik kolları düşmüş iki yanına
Dalmış pembe düşlere dünyalardan habersiz
E bebeğim e
Günlerin getirdiği mutluluk olsun sana
Sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür bebeğim
Günün günden güzel olsun
E bebeğim e
Minicik yastığını paylaşmış bebeğiyle
Alacaklarmış gibi sarılmış elleriyle
E bebeğim e
Günlerin getirdiği mutluluk olsun sana
Sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür bebeğim
Günün günden güzel olsun
E bebeğim e

13 Eylül 2007 Perşembe

Hayırlı Ramazanlar




Yasli coban ve elma agaci


Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken :

"Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.

Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini.

Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı.

Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken :

"Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak.

RAMAZAN AYINIZ KUTLU OLSUN... HEP BİRLİKTE ve MUTLULUKLA NİCE RAMAZANLARA...

"Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu ?" *


Yazıyı bana gönderen eşime teşekkürler..

8 Eylül 2007 Cumartesi

Yeni Hayatımıza




Eski zamanlarda bir ben vardı
Şaşılası durulukta ve sadelikte
Zamanın bir yerinde
Kendini arayan bir kız vardı
Kaybolurdu zamanların içinde

Geçmiş, gelecek, şimdi
Hepsi bir an oldular
Kıyasıya rekabet ederlerdi
Sonunda onlar da yoruldular

Hayatın akışı mavi ve beyazdı.
Sonra renkler başkalaştı
Gri ve siyah oldular bir ara
Şimdi ise tek renk var
Yükseklerde uçuran toz pembe
Hakim her yere

Zaman başkalaşmıştı
Renkler başkalaştı sonra
Şimdi de hayat başkalaşıyor
Saniyeler, dakikalar, saatler
Akıp gidiyor

Bir çıkış rengim var şimdilik
Yeni Hayatıma dair bu sadelik..

5 Eylül 2007 Çarşamba

Küçüklüğüme Dokundum


Güya ara verecektim

Biraz kafamı dinleyecektim
Zannettim ki yazmazsam,okumazsam uzaklaşırım.
Umduğum gibi olmadı

Güya ramazan ayı ile birlikte başlayacaktım yazılarıma ...

Huzur dolu zamanları anımsatır bana hep ramazanlar ve birkezdaha erişebildiğim için bu aya hep dua ederim sevgi dolu huzur dolu olurum buayda
Küçüklüğümde kuzenimle birlikte bahçeli evimizde ezan vaktini bekler top sesini duyunca koşa koşa gider masaya ezan okunmasını beklerdik,biz oruç tutmazdık ama aslında tutardık bize göre,babam hep öğle kahvaltısıyla başlayın siz orucunuza derdi
çocukluk işte öğlen yemek yer akşama kadar bişiy yemezdik...

Her ramazan ayı huzurluydu bizim için;
Yakışlımın terkedişine kadar olan her ramazan

Çocukluğumun etkisiyle dilimin dönmediği yakışlım(yakışıklım) vardı ozamanlar
Kardeşlik duygusunu yarım yamalakta olsa 23yaşına kadar yaşayabildiğim
Bizden alındığı günden hemen birkaçgün sonra 30una basacaktı ama yinede o bizim hiç büyümeyen bebeğimizdi

Yıl dönümü geliyor yine içimde bir hüzün
Acaba sevinmeliyim en sevgilisinin yanında diye
Yoksa üzülmelimiyim sevgililerinin yanında değil diye
Bu sorunun cevabını sanırım hiçbirzaman bulamayacağım
Çünkü herseferinde kendi açımdan bakıp;
Kardeşinin ,anne, babasının yanıbaşında olmasını dileyeceğim

Şimdi düşünüyorumda keşke çocukluk zamanlarıma geri dönebilsem
Nekadar zormuş büyüklerin dünyasında büyük olmak
Onlar gibi düşünüp,onlar gibi hareket etmek,büyük kararlara tek başına imza atmak

Anne ve babamın kızıydım ben bir zamanlar sadece onların
Sonra hayat değişti birden misyonlar ekledi sade hayatıma gündelik heyecanlar,sonsuzluktan gelen mutluluklar ekledi

Şimdi nezaman ellerimi semaya yüreğimi Yüce Allah a açsam birçift kara göz bakıyor bana

30 Ağustos 2007 Perşembe

Uzaklara Gittim Döneceğim...








Diyelim ki çok yağmur yağdı;

Yada ulaşılmaza gidiyor her geçen dakika

Diyelim ki çok yorgunum bu ara ...

Ben biraz uzaklara dalacağım Belkide çıkarım yakın bir kıyılardan

Yada açarım gözlerimi gerçeklere uyuduğum bu derin rüyadan

29 Ağustos 2007 Çarşamba

TEŞEKKÜRLERRRRR

Kimdir? Nedir?

Ne önemi var ki?

Önemli olan sadece aynı duyguyla hareket edip bir mutluluğa ortak olabilmenin hazzını yaşamak

Fazla söze gerek yok onlar benim için “ONUR”lu bir işe imza atan iyi yürekli insanlar

İyi ki vardınız, İyi ki varsınız

Umarım bundan sonrada olmaya devam edersiniz…

AV. Esen Öztoprak,Esat BAYKAL,Rabia SERTÇE,Av. Yavuz selim Seven,Hasan GEDİK,Sedat KIZILAY,Ayten AYDIN,M.Doğu ÖZER,Şengül Balcı METE,Burçin ER,Ömer KALAY,Özgür KOÇAK

27 Ağustos 2007 Pazartesi

Hayırlı Kandiller ...





Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.